December 10, 2009

Ice Creamers

Kahramanmaraş'ta böyle bir takım olsa; en tatlı(!) deplasman olabilirdi. Ama malesef yok. Ben müsadenizle futbolsuz bir hayat paketiyle Kahramanmaraş yolcusuyum. Teskeremi alıp gelene kadar futbolla ilgilenen herkese tadını çıkartmalarını öneriyorum. Elinizdekilerin değerini bilin; herşeyden keyif alın. Kendinize de iyi bakın. Hoşçakalın...

November 02, 2009

O değil de...

O değil be; bizim bir 2. Lig vardı ne oldu o? Hayır yani İzmir'deyken Ege Üniversite'nin maçlarını izlemek niyetindeydim. Fikstür açıklandı ilk hafta maç yok. Neyse ikinci haftayı izleriz dedim; o kadar zaman geçti hala maç yok. 1. Lig bile ertelenerek başlayınca şüphelenmiştim ama 2. Lig başlayacak mı cidden merak içerisindeyim.

Zaten bu hafta sonu Ankara da hüsran oldu. Bir fırsat yaratıp, Ankara'ya gittim. 100. Yıl'dan ODTÜ'ye geçerken İzmir'e dönüyoruz diye aradılar. Antrenman ziyareti planım da yattı. ODTÜ Şahinleri'ni ziyaret edip hasret giderecektim. O da yalan oldu.

Bir gün elimde dilediğim gibi harcayabileceğim toplu para olursa... Hani piyango, şans oyunları filan (gerçi önce bilet almak gerekiyor; ben onu da yapmıyorum); bir plan yapıp maç izleyeceğim. Ola ki haftalar öncesinden duyurulmuş yerde planladığım maçı izlersem belki bu spora sponsor bile olabilirim...

October 14, 2009

Geçen haftaki kuponum yattı

İyi gidiyordum aslında; lig başlamıştı mesela. Ayrıca banko dediğim tüm maçlar da tutmuştu. Gerçi bizim gençlerden gerideler haberi gelince tırsmadım değil ama sonuçta kazanmasını bildiler. 1. Lig'in bu haftaki son maçında ben Hacettepe dedim, Gazi kazandı. Canım sağolsun.

Belirtmekte fayda var; kimseyi küçük görmüyorum, geçen sene gördüğüm son kadroları göz önünde bulundurarak tahmin yapmıştım. Bilmediğim değişiklikler var demek ki. Hatta skorlara ve yorumlara bakınca: bazı takımlarda da ciddi değişiklikler olmuş.

İlk maçta Hacettepe oyun kurucusu sakatlanmış zannediyorum. Kendisine geçmiş olsun diyorum. Duymadığım, bilmediğim tüm sakatlıklar için de aynı dileklerim geçerli tabi ki. Umarım sakatlıklar ciddi değildir. Özellikle oyun kurucunun ilk maçta sakatlanması hiç hoş değil. ODTÜ'de Mert'in ilk maçta sezonu kapattığı yılı hatırlamak bile istemiyorum.

Kalan maçlarda tüm takımlara ve hakemlere sakatlıksız, centilmence maçlar diliyorum. Herkesin hatasının en aza inmesi dileğiyle...

October 06, 2009

İddialı bir kupon yapayım

TAFL Birinci Lig birinci hafta:

Lig başlar, başlamaz: Başlar
İTÜ SK - İstanbul AFK: İstanbul AFK
Yıldız AFK - Boğaziçi 1896 SK: Boğaziçi 1896 SK
Gazi Üni. SK - Hacettepe Üni. SK: Hacettepe Üni. SK
Ankara Üni. SK - ODTÜ SK: ODTÜ SK

TAFL İkinci Lig birinci hafta:

DAÜ SK - Sakarya Üni. SK: DAÜ SK
Koç Üni SK - İstanbul AFK 2: Koç Üni SK

Özetle; liglerin başlaması ihtimaline ve ikinci lig maçlarına 1, birinci lig maçlarına da 2 diyorum...

October 01, 2009

Neden olmuyor...

Biz zamanında ektik şimdi biçiyoruz.

Bu spora gönül veren herkes öncelikle kendi takımına ve takım arkadaşlarına bağlanır. Bu sporun doğası gereği çok normaldir. Varsa yoksa kendi takımımız; gerisi boş. En azından en amatör dönemimizde bu böyleydi.

Tamam bir centilmenliğimiz vardı ama bir yere kadardı. Maç önceleri ve sonraları rakip takımdan birlikte yenilir içilirdi, sohbetler edilirdi, bu spor için daha neler yapılır konuşulurdu. Hatta üzerimde Falcons montu ile Ankara'da yürürken karşıdan gelen Warriors montlu bir arkadaşla selamlaşıp, hal hatır sorup yollarımıza devam ettiğimizi de bilirim. Arkadaşını adını hala bilmem, bugün karşılaşsak tanımam.

TAFK olundu, TAFÜK olundu, AFK olundu, UAFL filan olundu. Hepsinde beraberdik diğer takımlarla ama her takımın tek derdi o gününü kurtarmak oldu.

"Gelecek de düşünüldü, abartıyorsun" diyebilirsiniz ama belki de önyargılarım var bu konuda. Kazandığımız bir maçtan sonra yapılmış kurul toplantısında yenilen takım antrenörünün "İkili averaj için kriter takımların kendi arasında yaptığı maç olmasın grup birincisi ile yaptıkların maçların averajı olsun" teklifinden sonra ben her takımın sadece günü kurtarmaya çalıştığı kanısındayım. Bilmediğim istisnalar olabilir; varsa emeklerine saygısızlık etmek istemem. Kendilerine saygı duyarım.

Bu sene yıllardır ilk kez sporun bu kadar dışındayım. Bir ara "hazır İzmir'deyim, belki Ege Dolphins'te işe yarayabilirim" diye düşündümse de sezon ortasında (gerçi bu gidişle sezon başı bile olabilir; sezon belirsiz) takımdan kopup askere gitme durumum olduğundan vazgeçtim. İnternet üzerinden takip edebildiğim kadar federasyon kararları okuyorum, köşe yazılarını kaçırmamaya çalışıyorum, forum tartışmalarını takip ediyorum. Yazının kalan kısımda bu kaynaklara ve eski gözlemlerime dayanarak yorum yapacağım.

İşler hiçbirimizin beklediği yönde gitmiyor. Üniversite ligi olacak mı belli değil. Bir ligin başlayacağı söylentileri var; başlayamıyor anladığım kadarıyla. İşin bürokrasi kısmına bulaşmadım hiç, çok anlamam o konudan ama gariba durum vahim. Hakemler ayrı konu zaten... say say bitmiyor.

Özümüzde ben bildim bileli herkes iyi niyetli. Bu cümlede edebi sanat yok; ciddiyim. Ligin ismi ne kadar pro (profesyonelimsi anlamında zannediyorum) olsa da herkes amatör ruha sahip ve iyi niyetli. Ama herkes sadece laf üretiyor. Birkaç isim fazlası için çabalıyor ama yalnız kalıyor.

Bu sporu bu güne kadar getiren insanlar hiçbir zaman hazıra konmadı. Gelinen her yeni nokta çok yoğun emeğin sonucu. Bundan sonrasında da emek olmazsa olmayacak.

Değişen ne oldu?

Çabaların şekli değişti. Eskiden "idare eder" olan şartlar artık olmuyor, işler ciddileşti. Malzemelenme ve kurumsallaşma ile birlikte sporun maliyeti de arttı ne yazık ki. Bunlara ek olarak her konu da artık yasal kurallar çerçevesinde yürümek durumunda.

Takımların buna adapte olması şart. "Biz adapte olduk" demesin hiçbir kulüp hala benim ilk başladığım yıllardaki gibi yürüyor işler. O zaman AFK toplantılarına birkaç kişi yollanırdı, şimdi federasyona delege yollanıyor. Bu adamlar da -haklı olarak- sadece kendi takımlarını düşünüyor. Asıl kaygı "ben bu kriterlere uyabilir miyim?" kaygısı olmuş gibi geliyor bana.

Arkadaşlar federasyon delegeleriniz AFK temsilcileriniz kadar yetkiye sahip değil. Sadece onların kullandığı oylarla mevcut sorunlara ciddi çözüm getirmek çok zor. Bir an önce birleşin ve harekete geçin. Gerçi bir dönem kulüpler birliği, oyuncular birliği gibi bir oluşum çabası vardı zannediyorum ama sonuç çıkmadı anladığım kadarıyla. Siz uğraşmazsanız hiçkimse siz sevdiğiniz işi yapın diye uğraşmaz.

Ya da hiçbirşey yapmadan bekleyin. Olur belki birşeyler...

August 24, 2009

2009-2010

Diplomamı birkaç gün önce verseler şimdi askerlik yapıyor olacaktım ama aralık ayına devrettim. Madem İzmir'in sıcağında evde oturuyorum; birkaç başlık altında birkaç satır yazayım.

2009-2010 Fikstürü:
Bir göz attım; çok sorgulamadım. ProLig ikiye bölünmüş gördüğm kadarıyla. Nerede nasıl birleşiyorlar bunu ileride anlarım. Tüm kulüplere sakatlıksız, keyifli, centilmence geçen müsabakalar diliyorum. ÜniLig yok zannediyorum bu sene. En azından bu yönde söylentiler var. Umuyorum bu söylentiler asılsızdır. Faydalı bir yapı idi Üniversite Ligi. Bu arada hemen takımımla ilgili yorumumu yapayım. Tek ligde mücadele eden ODTÜ geçen seneden çok daha etkili olacaktır. Geçen yıl her ne kadar erken havlu atılmışsa da ODTÜ'nün neredeyse tamamı öğrenci kadrosuyla ProLig performansı hiç fena değildi. O kadro bu sene mezunların eksikliğini yaşatmazsa ilk 4 için aday olur. Erken yorum yapıyorum; abartıp "Şampiyon olacaklar!" diye yorum yapamıyorum şu an. Sezon içinde derim onu da :)

Maç yorumlarım:
Geçen sene elimden geldiğince tüm ODTÜ maçlarına yorum yapmaya çalıştım. Bu sene çok fazla ODTÜ maçı seyretme şansım olmayacak. Dediğim gibi aralık sonrası büyük ihtimalle askerim. Öncesinde ise İzmir'de olacağım. Yine de fırsat bulursam Ege Üniversitesi'nin maçlarını izlemeye çalışacağım. Belki o maçları yorumlarım. Umarım mümkün olduğu kadar İzmir merkeze yakın yerlerde olur maçlar bu sene...

Milli Takım:
Şahsen bu sporda Milli Takım kavramına karşıyım. Sporun doğasına aykırı buluyorum. Oyuncular kimdir, nereden nasıl seçilmişlerdir bunu da bilmeden hariçten gazel okumam hoş olmaz. Ama umuyorum böyle bir yapı oluşuyorsa kendi mevkilerinde birlikte oynamış oyuncular bir aradadır. Toplama bir OL (hücum çizgisi) veya DB (arka savunma oyuncuları -bunu terimi de şimdi uydurdum iyi mi-) kadrosu başarılı olamaz diye düşünüyorum. Belki de yanılıyorumdur. Kerem Ateş beni haksız duruma düşürebilir. Başarılı bir takım olacaksa ben de eleştirilere hedef tahtası olmaya da adayım.

İzmir:
Sıcaktır, soğuktur; gavurdur, değildir ayrı bir konu. Vapurla Konak-Karşıyaka arasında farkettim ki özlemişim denizi olan şehirde yaşamayı.

Herkese iyi günler diliyorum...

June 30, 2009

Sezon Finali

Sene içinde çeşitli yazılar yazıldı, tartışmalar oldu bu sayfada. Bu kez kasıtlı olarak uzun bir ara veriyorum yazmaya. Öncesinde bir sezon finali yapmakta fayda gördüm.

Kendimi eleştirerek başlayayım: Başlarda sadece içimi dökmek için yazdığım bu siteyi bir dönem belki de haddinden fazla ciddiye aldım. Ülkemizde blog sayfasında amerikan futbolu yazan çok fazla insan olmadığından belki; amacımı aşdım. Ben başlarda sadece içimden geldikçe yazardım; son yazıların bir kısmı talep üzerine yazıldı. Bir süre sonra kendimi bilirkişi zannetmeye başladım. Tamam; boş değilim ama bu sporla ilgilenen birçok insan benden daha bilgili. Sonuçta iyi veya kötü bir sezonu tamamladık burada.

NFLTR konusu var kısaca bahsetmek isttediğim. Sağolsunlar, ben ortalığı karıştırana kadar birlikte iyi çalıştık. Ben onlara kısmen içerik sağladım; onlar benim düşüncelerimin okunmasını sağladı. Bizim aramızda bir sorun yokken ben pire için yorgan yaktım. Kendilerine ayıp ettim. Kusuruma bakmasınlar; ben Karadenizliyim sinirlenince harekete geçmeden önce düşünmüyorum pek. Genlerimde var...

Bu sayfayı okuyup eleştirenlere de çok teşekkür ediyorum. Düşünce zenginliği oldu. Yazanın kimliğinin belli olduğu yorumlar siteye renk kattı. Belirsiz olanları sildim. Delphi faciasını kendi sayfamda istemedim. Genelde (istisnalarımın olduğunu da biliyorum) yapıcı olmaya çalıştım burada, umarım okuyucuları, ve yorum yaptığım sporcuları kırmamışımdır.

Federasyonu da eleştirdim zaman zaman. Şu an bile "saldırgan site" olarak tanımlanan bir siteden takip etmeye çalıştım sezon boyu gelişmeleri. Yer ve saatini birkaç gün kala öğrenebildiğimiz final maçları gibi durumlar canımızı sıktı. Halen önümüzdeki sene ne olacağı konusunda bir fikrim yok dışarıdan birisi olarak.

Liglere gelince; kör topal tamamlandılar. Yapılamayan birçok maç oldu. Hakem hataları yine çok tartışıldı. Yeni katılan takımlar; eski takımlardan çekilenler derken garip bir yıl oldu. Gönül isterdi ki en azından final maçının haberini her yerde görebilelim. Ne yazık ki o haberleri de çok az yerde gördük ve birinde en az maç kadar sonrasında çıkan kavgadan bahsediliyordu. Keşke bu kavgayla haber olmasaydık. Oysa ben sezon içinde Türkcell Süper Lig oyuncularını eleştirmiş; kendimizle kıyaslamıştım...

Son olarak ODTÜ diyelim. Gayet başarılı bir ÜniLig performansı izledik. Yenilgisiz çıkılan final maçında favori yoktu, maç ortadaydı. Hatta son anda bile sonuç değişebilirdi ama olmadı. Gençlerin gösterdikleri gelişim; çaba, mücadele için hepsini ayrı ayrı kutlamak lazım. Son yıllarda izlediğim en iyi ODTÜ'yü izlettiler bana. ProLig konusuna gelince orası bir hayli tartışmalı. ÜniLig kadrosuna eklenen 3-4 oyuncuyla başlayan sezonda bu oyunculardan askere gitmeyen sadece bir tanesi kalınca sezon sonunda aynı kadro ile iki ligde mücadeleye dönüştü. Sezona şanssız başlangıç (çoğu küçük farklarla 3 mağlubiyet) sezon sonunda erken havlu atma nedeni oldu. Malesef sakatlıklar, askere gidenler filan derken son maça çıkacak kadro kalmadı İzzet'in elinde. Yine de gençler bu ligde tecrübe kazandı ve ODTÜ sezona renk kattı. Seneye daha güçlü bir ODTÜ izleyeceğimizi umudediyorum.

Daha fazla uzatmadan sezonu bitiriyorum. Öncelikle askerlik görevimi tamamlamak gibi bir niyetim olduğundan bu sayfada uzun bir süre güncelleme olmayacaktır. Ama bakarsınız belki arada sürpriz yaparım. Önümüzdeki sezonu yaşayacak olan herkese önerim: TADINI ÇIKARTIN!